CRM Değerlendirmesi Olumlu

Herkese merhaba arkadaşlar,

25 Aralık’ta girdiğim CRM Mülakatı 6 Ocak 2020 saat 11:11’de gelen maille olumlu olarak sonuçlandı çok şükür. DLR Sınavım da bayram tatili sebebiyle 15 gün sonra açıklanmıştı, bu da çok bekletti yılbaşı tatili sebebiyle ama sonuç iyi oldu neyse ki 🙂

Şimdi sizlere deneyimlerimi paylaşacağım. Önce sorularla özet yazdıktan sonra uzatılmış versiyon olarak devam edicem ve hangi cevabı niçin verdim onlardan bahsedicem.

Deneyim yazısı için sınavın açıklanmasını bekledim. Diğer yazılarımı okuyanlar bilir çok uzun yıllardır bu iş için uğraşıyorum ve onlarca yazı okudum, kitap okudum, video izledim. Dolayısıyla sürpriz bir soruyla karşılaşmadım diyebilirim. Ama bir yandan da şunu belirtmek isterim ki hiçbir cevabı bir yere yazarak ezberlemedim. Yıllardır karakterimi bu yönde törpülemeye ve deneyimlerimden cevaplar bulmaya çalıştım. Kafamın içinde sürekli sorulara cevap vererek hazırlandım.

Gelelim mülakat gününe…

Sabah 8’de Gayretttepe’de halamın evinden çıktım ve taksiyle zincirlikuyu metrobüs durağına gittim. Oradan Florya ve taksiyle de THY İnsan Kaynakları Değerlendirme Merkezine gittim. 9.30 gibi oradaydım. Önce girişte soldaki kanepelerde oturarak bekledim ardından turnikeden geçip soldaki kanepede beklemeye başladım. Diğer aday arkadaşla da tanıştım sohbet etmeye başladık. 11.04 gibi beyefendi beni odaya çağırdı. Mülakat 40-45 dakika kadar sürdü. Sizlere mülakat ortamının hızlıca çizdiğim planını paylaşıcam fikir vermesi açısından yeterli 🙂

Genel plan bu
Mülakat odası bu şekildeydi. Koltuk duvara dayalıymış ben arkamızda boşluk olan bizim ortada olduğumuz bir alan düşünmüştüm.

Odaya gülerek girdim ve önce yakındaki beyefendi tokalaştı “Merhaba ben Altay” dedim. Daha sonra hanımefendi tokalaştı ve onların oturmasını bekledikten sonra önümü açarak oturdum.

Yerime oturdum o sırada arkamdaki fotoğrafa baktım bir şekilde, göz ucuyla renginden anladığım kadarıyla Airbus ön paneli vardı. Masa üzerinde uçak maketi yoktu. Sol tarafımda beyefendi ve önünde laptop vardı. Sağ tarafımda mülakatı yürütecek hanımefendi oturuyordu. Hangi isminizle hitap edelim diye tekrar sordu ve “Altay olur” dedim. Sürekli güler yüzlüyüm arkadaşlar bunu unutmuyoruz.

Başlangıç konuşmalarını yaptı. Hazırsanız başlayalım dedi. “Tabi ki” dedim gülümseyerek.

-Lisans hayatınızdan başlayarak anlatır mısınız?
-Pilot olmaya aslında 2013’te karar verdim demişsiniz neden?
-İlk senenizde neden üniversiteye yerleşemediniz?
-Tercihlerinizde babanızın etkisi oldu mu?
-CRM için nasıl hazırlandınız?
-Hangi kitapları okudunuz?
-Beğenmediğiniz özelliğinizi anlatın, pilotlukta sizi kötü etkiler mi?
-Arkadaşlarınızla tartışır mısınız, ne yaparsınız?
-Bir yarışmaya katılmışsınız, ekibinizi nasıl topladınız?
-Kendinizi lider hissettiğiniz bir an oldu mu?
-İkna ettiğiniz bir örnek verir misiniz?
-Sizi endişelendiren kaygılandıran bir şey var mı?
-Kriz yönettiğiniz bir anı anlatır mısınız?
-Neden pilot olmak istiyorsunuz?
-Aldığınız en büyük sorumluluk neydi?
-Hatalı aldığınız bir karar oldu mu?

Gözlemci beyefendi iki soru sordu;
-Flaplar ne işe yarar?
-Pilotlukta seni ne zorlar?

Mülakatımda hatırladığım sorular bunlar, sıraları doğru hatırlamıyorum tabi ki ona takılmayın lütfen. Şimdi gelelim ben hangi cevapları niye verdim, hangi cevapları eksik verdim fazla verdim bunları irdeleyelim.

Bu cevapları verirken parantez içinde belirttiklerim, cevabın içinde gizlice atıf yaptığım bileşenler olacak arkadaşlar.


-Lisans hayatınızdan başlayarak anlatır mısınız?
2011’de üniversiteye girdim, 2016’da mezun oldum. Daha sonra Toefle kursu için Ankara’ya gittim çünkü Amasya’da yoktu. Kursa başladım zorlandım daha ilk hafta baktım yapamıyorum, daha alt kurlardan başlamam lazım (özfarkındalık ve hatayı fark edip çabuk dönme) daha sonra neresinden dönsem kardır diyerek kursu bıraktım kalan ücreti de geri aldım Amasya’ya döndüm. O sıra sanırım babam, halama durumu anlatmış, halam beni aradı, Çorlu’da boş evim var gel burada istediğin kadar çalış dedi. Ben de atladım tabi bu teklife çorluya gittim. Sonra Ielts’e hazırlanmaya başladım tam 6 kere sınava girdim ve 17 Mayıs 2019’da geçtim, Haziran’da bedelli askerliğimi tamamladım, Ağustos’ta DLR sınavını geçtim ve Kasım’da CRM tarihi seçerek 1 ay sonra buraya geldim.
(Buralarda konuşmaların sırası, içeriği hafif karışabilir ama bu yani)
Üniversite’de ilk senem güzel geçti ortalamam da güzeldi. İkinci sene ilaçtan dolayı karaciğer zehirlenmesi geçirdim ve vize zamanımda olduğu için derslerimi etkiledi. Üçüncü senem de çenem kırıldı ve yine sınavlarımı etkilediği için okulumun uzayacağı kesinleşti. Beşinci senemde okuldan içeri girerken düşündüm, geldim gidiyorum mühendislik adına hiçbir şey yapamadım, girişteki köprülere bakarak ben de bu yarışmaya katılcam ve derslerimi de verip mezun olcam diyerek içeriye girdim(Hedefler doğrultusunda kararlılık). Beşinci sene 26 ders vererek okuldan mezun oldum, bir de yarışmaya katıldım. Hedefim zaten pilotluk olduğu için mühendis olarak çalışmayacağımı biliyordum ve bu yüzden yarışmalara katılarak buralarda deneyim kazanmak istedim(Planlama). Mülakatçı burada araya girdi.
-Ama sizin zorunlu stajlarınız var diye biliyorum?
Evet var ama stajlarım verimli geçmedi, bir tanesi büro stajıydı oturduk onların yaptıklarını izledik. Diğeri de şantiyeydi evet ama onda da pek bir şey göremedim öyle geçti. Daha sonra da kısa bir iş deneyimim oldu.
-Bu forma yazdığınız şirket mi? Peki burada göreviniz yok muydu sorumlu olmadınız mı?
Aa tabi ki orada artık benim görevim kontrol mühendisiydi ve sorumluluğum vardı. Ama orada da yaşadığım en büyük olay betona su katılmasını engellemek oldu yani orada da fazla bir yükümüz yoktu. (Yaşadıklarım gerçekten bunlardı ve hiç abartmadan hatta bir şey öğrenemediğimi peşin peşin farkındalıkla söyleyerek bu iş deneyimleri konusunu kapatmak istedim arkadaşlar)

– Pilot olmaya aslında 2013’te karar verdim demişsiniz neden?
(Bu soruda tam emin olamasam da bir tuzak var gibi arkadaşlar. Benim forma yazdığım ilk cümle “Pilot olmaya 2013’te karar verdim.” idi. Ama mülakatçı oraya “aslında 2013” diye bir ekleme yaptı. Ben biraz şaşırdım tam anlamlandıramadım ama dedim ki) Forumda ilk ne zaman karar verdiniz yazıyor ben de pilot olmaya 2013’te karar verdim yazdım. Aslında daha önceden harp okulu sınavlarına girdim ama kazanamadım eğer olsaydı oradayken hava harp isteyebilirdim.
-Elenme sebebiniz neydi?
Hayır hayır test sınavını kazanamadım.
-Ha tamam anladım. Sonra?
Yurtta kalıyordum bir arkadaşımla tanıştık, akademiye girerek pilot olmak istediğini söyledi. THY’nin böyle bir imkanını ilk olarak o zaman duydum. Konuştukça ilgim arttı, meslek beni içine çekti. Daha o zamanlar uçuş tulumu giyerek simülatör oynardım yani motivasyonumu artırırdı. Hatta o arkadaşım da şimdi sürece başlamış sınavlara giriyor. (Burada bunu belirtmeye de bilirdim çok konuşmamak adına ama hala iletişimde olduğumuzu bilsin, hedeflerimizde kararlı olduğumuzu anlasın diye söyledim)

-İlk senenizde neden üniversiteye yerleşemediniz? (Bu soruyu formdaki benim hayal kırıklığı yaşadığım cevap üzerine sordu tahminim)
Benim ilk girdiğim sene sınav sistemi ve tercih kılavuzu değişmişti. Ben 90 binlerdeydim ve 140 binde olan KTÜ İnşaatı yazdım ama gelmedi. İkinci girişimde 70 binlerdeydim ve yine KTÜ İnşaat yazmıştım. (Hedefler doğrultusunda kararlılık)
-Başka hangi bölümler yazdınız?
Elektrik-elektronik, makina… Bilgisayar yazmadım, o sıralar bilgisayarla ve yazılımla aram iyidi, ben bunu başka bir alanla daha birleştirirsem daha iyi olacağını düşündüm (Disiplinlerarası çalışma). Asıl mekatronik istiyordum ama tutmadı tabi, İstanbul’da özel okullar vardı, ben de fiyat/performans analizi gibi hangi okulda hangi bölüm iyidir diye baktım ona göre tercih yaptım (Analiz ve karar verme).
-Babanız istemedi mi İstanbul’u veya özel okulu?
Yoo ben nereyi istesem kabul ederdi ama böyle istedim dedim (inisiyatif alma).

-CRM için nasıl hazırlandınız?
Ben bunun için uzun zamandır hazırlanıyorum aslında, 2015’te dlrsinavı.com’la tanıştım, forumu keşfettim okumaya başladım sürekli, pilotlarla tanıştım, instagramdan sorular sordum, fuara gittim, konferansa gittim, paraşütle atladım, simülatöre gittim, uçuş yaptım… Ama özellikle bu süreç için 2017’de Çorlu’ya gittim ve yalnız yaşıyorum, kitaplar okuyorum, deneyimler okuyorum, uçak kazaları belgeselleri, kongre, konferans…(Öğrenme motivasyonu)
-Hangi kitapları okudunuz?
Havada kalan sorular, kalbimdeki kanatlar, uçak kazaları, kaza dedektifleri, beden dili, brief, eeee hah, yüksek irtifa, bulutların üstüne tırmanırken. En son May day may day may day çıktı işte onu tam bitiremedim göz gezdirdim, onun haricindeki kitapları hep okudum. (Burada Havacılık ve Uzay Psikolojisini saydım mı hatırlamıyorum arkadaşlar ama Murat Terzioğlu ve Özlem Munise’nin tezlerini unuttum kesin olarak hatırlıyorum.)

Kendinizi nasıl finanse ediyorsunuz?
Yarışmalardan kazandığım paralarla(buna ek olarak 6 aylık işim de var) aldığım drone ve fotoğraf makinası vardı onları sattım (hedefler doğrultusunda kararlılık) Zaten İngilizce kursu ve sınavlarının yarısını karşıladı. Ev halamın kira vermiyorum. Sadece bir yiyecek masrafım var. (Burada alkol sigara kullanmıyorum diyecektim ağzıma geldi vazgeçtim arkadaşlar bunu orada durduk yere vurgulamak istemedim) Fazla bir harcamam olmuyor kalanı da babam karşılıyor sorun olmuyor dedim.

-Beğenmediğiniz özelliğinizi anlatın, pilotlukta sizi kötü etkiler mi?
(Formda verdiğim cevaplardan biriydi bu arkadaşlar) Coşkumu, sevincimi, üzüntümü fazla belli edemiyorum. Bu durumda arkadaşlarım kırılabiliyor, onlara değer vermediğimi veya dinlemediğimi düşünebiliyorlar. Ama bendeki karşılığı bu yani ben çok aşırı sevinemem ya da üzülemem böyleyim soğuk kanlıyım sakin karşılıyorum.
-Peki sence neden böylesin?
Hmm yani yapım böyle olduğunu düşünüyorum, ailemiz de böyledir çok duygularımızı belli etmeyiz. Mesela şimdi dedemin vefat haberinin geldiğini hatırladım babam telefonda duydu ve çok sakindi metanetliydi, amcam halam ağladılar ama babamın kılı kıpırdamazdı.
-Peki bu özellik pilotluğu kötü etkiler mi?
Tam tersine pilotluk için iyi bir şey bence. Mesela motorlar susabilir bu durumda ben aşırı duygular yaşamazsam işime odaklanırım ve sakin kalarak çözmeye çalışırım.

-Arkadaşlarınızla tartışır mısınız, ne yaparsınız?
Mesela bir arkadaşım var, futbolu çok sever, bana bir teknik direktör ismi söyler ve bu futboldan anlamıyor der. Ama ne benim ne de onun bu konuda bir eğitimi, almış olduğumuz bir saatlik dersi var. Bu yüzden ben tartışmaya girmem tamam derim güler geçeriz.
-Peki bu arkadaşını bir kenara bırakırsak başka tartışmaz mısınız ne yaparsın?
Tabi ki tartışırım ama bir defa şunu söyleyim, ben bir konuda tartışıyorsam mutlaka okuduğum araştırdığım bir şeydir. İlgi alanlarım var havacılık, teknoloji, nörobilim, psikiyatri vs. bunlar hakkında okuduklarımı kendi düşüncemle sentezlerim ve fikrimi sunarım, arkadaşlarım da bir şey söyler. Ama ben samimi olduğum arkadaşlarımla gerçekten samimiyimdir ve hiçbir zaman kavgaya dönüşmez bu herkes fikrini söyler. (çatışma yönetimi sorusu bu aslında ve ben münakaşaya girmem münazarayı çok severim)
Ben 4 yıl yurtta kaldım ve kimseyle sorunum olmadı, yöneticiler beni örnek gösterirdi bir gün ofisteydik, birisiyle tartışıyordu beni gösterdi bu çocuk 4 yıldır burada bir şey olmadı sen gelmişsin daha ilk hafta bize bağırıyorsun dedi. (Bunu da araya sıkıştırdım arkadaşlar, adaptasyon ve uyum sağlama)

-Yarışmaya katılmışsınız, ekibinizi nasıl topladınız?
Evet o zaman köptü tasarımı yarışmasına katılmak istedim. Asistan hocalarımızdan birine söyledim ekibini topla gel dedi. Tasarım yaparken doğayı inceledim ve örümcek iskeletinin bir köprü yapmaya uygun olduğunu gördüm, konsepti hazırladım. Ben de o zaman sunum nasıl hazırlanır bilmiyorum buna göre bir arkadaş seçtim. Analiz programı bilmiyorum buna göre arkadaş aldım, ayrıca sanayide ustaya gidip gelmek için taşıtı olan birisi lazımdı buna da dikkat ettim. (Bolca özfarkındalık var burada) Böyle bir ekip topladım.
-E sen burada kimseyi ikna etmemişsin kime sorduysan gelmiş?
(Burada gülümsedim ve) aa evet kimseyi ikna etmemişim ben. Ama zaten herkes yarışmaya katılmayı isterdi ve 5 kişi değil 15 kişi de bulurduk. Biz orada aralarından iyi olanı bulmaya ve diğerlerini de kibarca reddetmeye baktık.

Buralarda bir yerde yarım bardak su doldurdum. Tam doldurmaya gerek yok dökülür falan yanlış anlarlar 🙂


-Kendinizi lider hissettiğiniz bir an oldu mu burada?

(Arkadaşlar liderlik yapmakla hissetmek farklıdır bana göre burada biraz düşündüm o yüzden) Evet oldu mesela yarışmaya gittiğimizde, tüm ekip arkadaşlarımı uyardım bakın arkadaşlar okulumuzu temsil ediyoruz, yediğinize içtiğinize dikkat edin, hastalanmayın sakatlanmayın. Çünkü köprüyü zamana karşı kuracaktık nitekim ilk tamamlayan ekip olduk. Burada lider hissetmiştim.

-İkna ettiğiniz bir örnek verir misiniz?

Ben yarışmayla alakalı tüm konsepti hazırladım isim konusunda grupta muhalif çıktı İngilizce isim önerdi ben de sebeplerimi söyledim; örümcek iskeleti bir köprü yapacaktık, Gümüşhane’de örümcek ormanları diye yer buldum, Türkiye’yi temsil ediyorduk, bu yüzden ismi Türkçe düşündüm ve “Çelikağ” olmasını istedim. RedBlack gibi bir isim istemiyordum. Sonra başka arkadaşların da bana destek vermesiyle hem de demokratik bir şekilde konuyu çözdük. (Otokratik liderlik yapmadım)

-Sizi endişelendiren kaygılandıran bir şey var mı?
Arkadaşlar bu soru soruldu ama cevap verdiğimi hatırlamıyorum araya bir şey mi kaynadı ne oldu bu soru gitti 🙂 Cevabım vardı halbuki. Yakınlarımı kaybetmek, benim yüzümden birine zarar gelmesi beni endişelendirir gibi…

-Neden pilot olmak istiyorsunuz?
(Bu soruyu formda da cevapladık, yıllardır da düşünürüm ama güzel cevap veremedim arkadaşlar). Takım çalışmasını seviyorum, küçüklükten beri hep birileriyle çalışmayı severim, annem hep der Altay yalnız çalışmayı sevmez diye, disiplini severim hatta askeriyeyi de istemiştim bu yüzden, sorumluluk almayı seviyorum…(derken aldığın en büyük sorumluluk neydi diye soruldu)
-Aldığınız en büyük sorumluluk neydi?
Yani birçok sorumluluk aldım katıldığım yarışmalarda falan ama pilotluğa en yakın sorumluluk olarak şunu söylemek istiyorum. İstanbul’da yaşayan iki kadın kuzenimden birinin nişanı olacaktı. Amasya’ya benim götürmemi istediler. Ben de kabul ettim, iki kişi var, nişan olacak, erkek tarafı Balıkesir’den geliyor, akrabalar hep Amasya’da toplanmış nişanı bekliyor olacak, dolayısıyla çok dikkat etmem gerekir, kemerimi ben zaten takıyorum da onlara da taktırdım, bir sorun yaşamadan Amasya’ya geldik ve bu benim pilotluğa yakın olarak aldığım sorumluluklardan biriydi.
(Sonra başka bir yerde ekleme yaptım yerini hatırlamıyorum)
Daha sonra katıldığım başka bir yarışmada hocamız beni doğrudan danışman yaptı kendi tüm sorumluluğu bana verdi.

-Kriz yönettiğiniz bir anı anlatır mısınız?
2014’te yurtta arkadaşlarla sürekli oyun oynuyorduk. Langırt, basketbol, itiş kakış falan çok hareketliyiz böyle. Bir arkadaşımla itişirken döndü yüzüme vurdu. Şaşırdım ben, afedersiniz “Napıyon oğlum lan” dedim.
-(Mülakatçı orayı tam anlamadı sanırım) Siz ne dediniz dedi.
İşte “napıyon oğlum lan” dedim gülümsedim. Sonra ağzım kanamaya başladı diş etim zannettip peçete istedim silmeye başladım baktım kanama geçmiyor, lavaboya gittim. Bu arkadaşım ve biri daha arkamdan geldi. Vuran çocuk özür diledi, olsun oğlum nolacak dedim döndüm aynada ağzımı siliyorum derken bir açtım çenem ortadan ikiye ayrıldı, o anda nasıl olduysa kırıldığını anladım ve birleştirdim çenemi arkamı döndüm, çenem kırılmış lan dedim, şaşırdılar nasıl ya dediler, açtım ağzımı tekrar gösterdim ayrıldığını ikisi de yüzlerini kapattılar şok oldular, sonra ben birleştirdim çenemi hadi hastaneye gidelim dedim. Arkadaşlar arkamda geliyorlar şok olmuşlar, güvenliğe gittim abi çenemde sorun var da hastaneye gidebilir miyiz dedim, kavga var zannetmesin diye de bir şey belli etmedim. Hastaneye gittik polis geldi adli vakaymış bu, şikayetçi misiniz diye sordu yok ya dedim şakalaşırken oldu zaten. Sonra doktor geldi durumu izah etti, 1 ay tel olacakmış ağzımda ve pipetle sıvı beslenecekmişim. Sonra babamlara söylemeye karar verdim. Ertesi gün de kuzenimin YGS sınavı olacak arayacaktım başarılar dilemek için ama sesimden bir şey anlar kafası takılır diye mesaj atmakla yetindim(empati). Sonra babamı aradım, oynarken çenem kırıldı da gelebilir misiniz sabah ameliyat olcam dedim. Sanırım sakin bir şekilde demişim ki babam da hiç panik yapmadı normal konuştu dedim. Sabah ameliyattan sonra uyanırken babamların geldiğini gördüm. Bu olayın çok etkisi oldu ama bende, mesela artık uzun süreler aç kaldığımda dayanması kolay oluyor, bir fotoğraf çekinirken kesinlikle yemek olmuyor kadrajda, çünkü benim o sıra çok canım çekmişti ilk başlarda, başkasına da bu durum olabilir(empati), ayrıca plastik cerrahının önüne kontrole gittiğimizde bir baktım birisinin yüzü yanmış, birisinin elinde sakatlıklar var falan, çok şükür yaa dedim benimki hiçbir şeymiş gelip geçici. Böyle bir şeydi işte…
-Geçmiş olsun gerçekten zor bir dönemmiş.
Evet teşekkür ederim.

-Hatalı aldığınız bir karar oldu mu?
(Burada düşünmeye başladım o an aklıma gelmedi, benden istediği basit hatalar değil mesela metrobüs yerine metroya binsem daha iyi olacakmış dememi beklemiyor sonuçta bence. O yüzden aklıma hemen gelmedi.)
-Yaa peki hiç böyle keşke dediğiniz bir şey yok mu?
Aa o var tabi ki. Mesela Erasmus yapamadım, ilk sene ortalamam iyiydi, müsaittim de ama demek ki yeterli araştırmayı yapamamışım (özfarkındalık), çevremden de hiç duymadım ve olmadı. Daha sonra yarışma için Amerika’ya gidecektik orada da vize çıkmadı, yurt dışına çıkmamış oldum. (Bu ek bilgiyi vermeyebilirdim çok konuşmanın alemi yok)

-Peki benim soracaklarım bu kadar (gözlemciye döndü)

-Flaplar ne işe yarar?
(O sırada ben de bardağıma su doldurmaya başladım.) Flaplar iniş kalkış sırasında kaldırma kuvvetini artırlar.
-Peki nasıl yaparlar bunu?
Kanadın yüzeyin alanını genişletirler, alt taraftan genişler havayı daha iyi alır tıpkı kuşların inerken kanadını aşağı doğru genişletmesi gibi (kollarımla da gösterdim).
-Doğaya bakmayı seviyorsun galiba Altay. (Baştan beri ifadesiz oturan beyefendi ilk defa burada gülümsedi ve ben de rahatladım bir yandan da not tutuyordu.
Evet çok seviyorum gerçekten dedim.

-Pilotlukta seni ne zorlar?
Yani daha önce okulda çok çalışmış olsam da, gerçek iş yükü ve yorgunluk deneyimim yok bu yüzden başlarda zorlanabilirim. Bir de iletişim tekniklerimi geliştirmem lazım, bir iki kaptanla tanıştım falan ama bir sürü insan var kime nasıl konuşulur nasıl anlaşılır bunları geliştirmem lazım.

-Hanımefendi: Mülakatınız bitmiştir sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Aslında çok şey vardı da süremiz bu kadar ben de size teşekkür ederim dinlediğiniz için kolay gelsin. (Burada da biraz saçmaladım demek istediklerimi diyemedim)
Kalktım ayağa sol elimle önümü iliklerken sağ elimle bardağıma uzandım, kenarından biraz su oldu parmağım. Beyefendi yine gülümseyerek elini uzattı, biraz su oldu ama dedim, olsun önemli değil dedi tokalaştık, sonra hanımefendi de uzattı tokalaştık ve geri geri yavaşça çıktım arkamı dönmeden.

Genel bakış:
Mülakata gülerek girdim, gülerek çıktım.
Biz orada beklerken çıkan iki arkadaş ter içinde çıktı ben de çıkar çıkmaz alnıma dokundum kupkuruydu çok şükür.
Mülakat boyunca hiç gerilmedim, yalan söylemedim, çok açıktım ve bunu göstermek için bazen fazla detaya indim ve örnekleri kişi isimleri vererek anlattım öyle X-Y diyerek değil.
Mülakat boyunca gerekli yerlerde gülümsedim, inanıyorum ki hanımefendi de bu yüzden hep güler yüzlüydü, hiçbir zaman sıkıştırmadı veya terslemedi beni.
Beden dilimi iyi kullandığımı düşünüyorum. Ayaklarım sabitti, ellerimi kullandım, avuç içimi gösterdim, göz temasımı genel olarak kaybetmedim, olayları anlatırken sola bakarak düşündüğüm zamanlar oldu tabi. Bazen beyefendiye de bakarak konuştum ama o hep not tutuyordu çok az göz göze geldik.
Kendime iletişimde zaman yönetimiyle alakalı feedback verebilirim belki veya buna benzer bir şey çünkü bazen uzun konuştuğumu fark ettim ama öte yandan da sözümü keserler diye düşünüyordum 1-2 defa kestiler demek ki anlattıklarım istedikleri yerlere dokunuyor diye düşündüm 🙂
Okuduğum kitapların içeriğiyle ilgili hiçbir şey sorulmadı.
Bence motivasyonunuzu belli etmeniz gerekiyor arkadaşlar bunu anlayınca fazla sorgulamıyorlar bence bu konuları.
Ben formu da iki sayfa hazırlamıştım, kısa ve net bir form olmuştu. Bu işi istediğimi ve çok uğraştığımı gösterdiğimi düşünüyorum.
Stres yaptığımı düşünmüyorum hep güleryüzlüydüm, cevaplarım açıktı ama her zaman net miydi onu bilmiyorum 🙂
Yıllardır beklediğim bir mülakattı ve bunun mutluluğu ve heyecanı vardı. Kapanış konuşmasında şunu demek isterdim; Hayatımdaki ilk ve hedefim olan mülakattı, çok mutlu ve heyecanlıydım, hata yaptım, eksik anlattım, fazla konuştum ama burada olduğum için mutluyum size de teşekkür ediyorum kolay gelsin 🙂
En azından gerçekte olduğundan daha iyi bir kapanış olurdu 🙂
İçimde yılların birikmişliği vardı arkadaşlar, dışarda birisine nasıl heyecanla anlatıyorsam orada da öyle hevesle anlattım.
Bu yazıyı yazmaya başlayalı 2 saati geçti, çok uzun oldu başınızı şişirdim ama durum bu , eksiği var fazlası yok yani yazdıklarım daha da uzun olabilirdi bu haliyle yayınlıyorum. Sorularınız olursa yorum olarak sorabilirsiniz, özel soru cevaplama taraftarı değilim, herkes duysun, herkes faydalansın.
Hepimiz emeklerimizin karşılığını alalım inşallah, görüşmek üzere…


2 saat oldu yazmaya başlayalı ve şimdilik aklıma gelenler bunlar arkadaşlar tekrar okumadan yayınlıyorum bu yazıyı 🙂
Edit: Sonradan gözden geçirdim ve hataları düzelttim. 🙂


İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*